75 Yaşından Sonra Ellerde Lekeler ve Şişmiş Bacaklar mı? Günlük Hayatta Uygulanabilecek Basit Öneriler Rehberi
75 yaşından sonra ellerin görünümünün değiştiğini ve günün sonunda ayak bileklerinin daha fazla şiştiğini fark etmek oldukça yaygındır. Bu durum rahatsız edici, utandırıcı ve bazen kabul etmek istemediğimiz kadar endişe verici olabilir.
Sorun şu ki, birçok kişi bu değişiklikleri ev yapımı çözümlerle gizlemeye çalışırken, vücut çoğu zaman daha basit ve düzenli bazı alışkanlıklara ihtiyaç duyduğunu gösterir.
İyi haber şu ki, abartılı vaatlere başvurmadan yardımcı olabilecek günlük alışkanlıklar vardır. Yazının sonunda ise birçok kişinin gözden kaçırdığı ve durumu daha da kötüleştirebilecek önemli bir ayrıntıya değineceğiz.
Eller yaşla birlikte neden bu kadar değişir?
Ellerin üst kısmındaki deri daha incedir, yıllar boyunca güneşe maruz kalır ve çoğu zaman yüz derisi kadar korunmaz.
Bu nedenle zamanla, genellikle onlarca yıl boyunca biriken ultraviyole ışınlarına maruz kalmayla ilişkili güneş lekeleri (solar lentigolar) adı verilen düz, kahverengi lekeler ortaya çıkabilir.
Aslında bu durum bir anda “yaşlanmak” anlamına gelmez; hasarın zaman içinde yavaş yavaş birikmesidir.
Bu nedenle eller bazen yaşlanma belirtilerini yüzden daha belirgin gösterebilir.
Bunun yanı sıra kuruluk, sigara kullanımı, bazı ilaçlar ve tekrarlanan sürtünmeler de cildin daha mat ve hassas görünmesine neden olabilir.
Dermatoloji verileri açıkça gösteriyor: Biriken güneş maruziyeti, çoğu zaman yalnızca yaşın kendisinden daha önemli bir faktördür.
Ellerdeki lekeleri kötüleştirebilecek alışkanlıklar
Bazı yaygın alışkanlıklar zararsız gibi görünse de cildin görünümünü gerçekten olumsuz etkileyebilir.
Bunların başlıcaları:
Ellerin üst kısmına güneş koruyucu sürmeden dışarı çıkmak;
Bulaşık veya temizlik ürünlerini eldivensiz kullanmak ve sonrasında cildi nemlendirmemek;
Limon, sirke veya “doğal” karışımları cilde uyguladıktan sonra güneşe çıkmak;
Bahçecilik yaparken, çamaşır suyu veya güçlü deterjanlarla çalışırken eldiven kullanmayı unutmak.
Önemli bir nokta: Limonun cilde uygulanması güneşe karşı hassasiyeti artırabilir.
Başka bir deyişle cilt UV ışınlarına karşı daha hassas hale gelebilir ve tahriş veya leke oluşumu artabilir.
Bu nedenle “ev yapımı” olan her şey mutlaka daha güvenli değildir.
Bacaklar ve ayak bilekleri neden şişer?
Günün sonunda bacaklarda oluşan şişlik yalnızca “nedensiz su tutulması” olarak değerlendirilmemelidir.
Çoğu zaman sıvı, vücudun alt kısımlarında birikir. Bunun nedenlerinden biri, toplardamarların ve baldır kaslarının kanı ve sıvıları yerçekimine karşı yukarı doğru taşımada eskisi kadar etkili çalışmamasıdır.
Sıcak hava, hareketsizlik ve fazla tuz tüketimi bu durumu artırabilir.
Kişi uzun süre oturduğunda veya ayakta kaldığında baldır kaslarının doğal pompa mekanizması daha az çalışır.
Bunun sonucunda sıvı ayak bilekleri ve ayaklarda birikebilir.
Bu durum, ayakkabıların akşam saatlerinde daha sıkı gelmesini veya çorapların ciltte belirgin iz bırakmasını açıklayabilir.
Klinik önerilere göre, hafif ve iki bacakta birden görülen şişlik çoğu zaman toplardamar dolaşımı, hareketsizlik, sıcak hava veya bazı ilaçlarla ilişkili olabilir.
Buna karşılık şişlik aniden ortaya çıkıyorsa veya yalnızca bir bacakta görülüyorsa tıbbi değerlendirme gerekir.
Göz ardı edilmemesi gereken uyarı işaretleri
Bazı belirtiler ev yapımı bir çözüm yerine tıbbi değerlendirme gerektirir.
Şunlardan biri varsa gecikmeden sağlık uzmanına başvurun:
Yalnızca bir bacakta şişlik;
Baldırda belirgin ağrı veya sıcaklık hissi;
Nefes darlığı veya göğüs ağrısı;
Şişliğin aniden artması;
Ciltteki bir lekenin şeklinin, renginin veya boyutunun hızlı şekilde değişmesi.
Bu belirtilerden biri ortaya çıkarsa kendiliğinden geçmesini beklemeyin.
En doğrusu kısa sürede tıbbi değerlendirme almaktır.
Tarçın: Ne yapabilir, ne yapamaz?
Tarçın birçok mutfak kültüründe sevilen bir baharattır.
Ancak onu yemeklerde kullanmak ile tek başına cilt lekelerini “yok edebileceğine” veya bacaklardaki şişliği azaltabileceğine inanmak arasında büyük bir fark vardır.
Tarçın üzerine yapılan bazı araştırmalar, belirli koşullarda kan şekeriyle ilgili mütevazı etkiler olabileceğini göstermektedir. Ancak tarçının bacak şişliği veya cilt lekeleri için bir tedavi olduğunu gösteren güçlü kanıtlar yoktur.
Ayrıca tüm tarçın çeşitleri aynı değildir.
Yaygın olarak kullanılan ve genellikle daha ucuz olan Cassia tarçını, daha fazla kumarin içerir. Fazla miktarda tüketildiğinde kumarin karaciğer üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir.
Seylan tarçını ise genellikle daha düşük miktarda kumarin içerir.
Bu nedenle her gün büyük kaşıklarla tarçın tüketmek yerine ölçülü kullanmak daha uygun bir yaklaşımdır.
Tarçın hoş bir besin olabilir, ancak tıbbi tedavinin yerini tutmaz ve “kan dolaşımını temizlemez”.
Tarçını daha dikkatli kullanmanın yolları
Tadını seviyorsanız ve sizin için bir sakıncası yoksa tarçını daha ölçülü şekilde kullanabilirsiniz:
Kahve, süt veya bitki çayını aromalandırmak için bir tarçın çubuğu kullanmak;
Her gün büyük miktarlarda toz tarçın tüketmekten kaçınmak;
Tarçın uçucu yağını ağızdan almamak;
Kan sulandırıcı, diyabet ilaçları kullanıyorsanız veya karaciğerle ilgili bir hassasiyetiniz varsa sağlık uzmanına danışmak.
Kısacası: Tarçına evet, mucize vaatlerine hayır.
Eller ve bacaklar için basit bir günlük rutin
Aşırı değişiklikler yapmak gerekmez.
Genellikle en fazla fayda sağlayan şey, düzenli olarak sürdürülen basit alışkanlıklardır.
İşte günlük hayata kolayca uyarlanabilecek pratik bir rutin.
Sabah
Dışarı çıkmadan önce ellerinizin üst kısmına da geniş spektrumlu güneş koruyucu uygulayın.
Ellerinizi sık sık yıkıyorsanız, mümkün olduğunda güneş koruyucuyu yenileyin.
Ardından cildin koruyucu bariyerini desteklemek için basit bir nemlendirici kullanın.
Deterjan, çamaşır suyu kullanmanız veya bahçede çalışmanız gerekiyorsa eldiven takın.
Bu, tahrişi ve kuruluğu azaltmaya yardımcı olabilir.
Gün içinde
Uzun süre oturuyorsanız düzenli olarak kısa yürüyüş molaları verin.
Birkaç dakikalık hareket bile baldır kaslarını çalıştırarak kan ve sıvı dolaşımının desteklenmesine yardımcı olabilir.
Otururken de bazı basit hareketler yapabilirsiniz:
Ayak bilekleriyle daireler çizmek;
Ayak parmaklarını yukarı ve aşağı hareket ettirmek;
Ayak parmaklarını hafifçe sıkıp gevşetmek.
Bu hareketler basit görünse de düzenli tekrarlandığında faydalı olabilir.
Öğünlerde
Tuz tüketimini bir miktar azaltın.
Tüm baharatları tamamen bırakmanız gerekmez; ancak şunları sınırlamak daha uygun olabilir:
Hazır çorbalar;
Bulyon küpleri;
Çok tuzlu atıştırmalıklar;
İşlenmiş et ürünleri.
Damak tadı çoğu zaman bir veya iki hafta içinde daha az tuza alışabilir.
Doktorunuz sıvı tüketiminizi sınırlamanızı söylemediyse, gün boyunca düzenli olarak su için.
Daha fazla şişmemek için çok az su içmek genellikle iyi bir strateji değildir.
Öğleden sonra ve akşam
Bacaklarınızı 15–20 dakika yukarı kaldırarak dinlenin.
Mümkünse bacaklar kalça seviyesinden daha yukarıda olmalıdır.
Bu, toplardamar dönüşünü destekleyebilir ve bacaklardaki ağırlık hissini hafifletebilir.
Uyumadan önce çoraplarınızın ciltte çok derin bir iz bırakıp bırakmadığına bakın.
Eğer belirgin bir iz oluşuyorsa, çorabın lastiği fazla sıkı olabilir veya farklı bir beden tercih etmek gerekebilir.
Bugün yapabilecekleriniz
İşleri karmaşıklaştırmadan başlamak istiyorsanız şu adımları deneyebilirsiniz:
Her gün ellerinize güneş koruyucu uygulayın.
Limon, sirke veya diş macununu cildinize uygulamaktan kaçının.
Gün içinde birkaç kez birkaç dakika yürüyün.
İşlenmiş gıdalardan gelen tuz miktarını azaltın.
Öğleden sonra bacaklarınızı yukarı kaldırarak dinlenin.
Ellerinizi yıkadıktan sonra nemlendirin.
Ve işte önemli nokta: Çoğu zaman en faydalı değişiklik tek bir ürün değil, üç basit alışkanlığın birleşimidir:
daha az tuz, daha fazla hareket ve daha iyi güneş koruması.
Bu yaklaşım vücudun normal işleyişiyle uyumludur ve mevcut bilimsel veriler tarafından mucizevi çözümlerden daha iyi desteklenmektedir.
Bilimsel veriler bu alışkanlıklar hakkında ne gösteriyor?
Çeşitli tıbbi derlemeler ve gözlemsel çalışmalar, düzenli güneşten korunmanın güneşin zaman içinde oluşturduğu cilt hasarını azaltmaya yardımcı olduğunu göstermektedir.
Ayrıca sık hareket etmenin toplardamar dolaşımını desteklediği ve daha düşük sodyum içeren bir beslenmenin bazı kişilerde sıvı tutulmasını azaltmaya yardımcı olabileceği bilinmektedir.
Başka bir ifadeyle bilim, “mucizevi kısayolları” desteklemiyor; bunun yerine basit ve düzenli alışkanlıkları daha fazla destekliyor.
Bu yaklaşım sosyal medyada belki daha az dikkat çekebilir, ancak günlük yaşamda çoğu zaman daha yararlı olabilir.
Sonuç
75 yaşından sonra ellerde kahverengi lekeler ve bacaklarda şişlik sık görülebilir, ancak bu belirtiler tamamen normal kabul edilip göz ardı edilmemelidir.
Bunlar çoğu zaman şu faktörlerle ilişkili olabilir:
Yıllar boyunca biriken güneş maruziyeti;
Cilt kuruluğu;
Hareketsizlik;
Sıcak hava;
Fazla tuz tüketimi.
Düzenli güneş koruması, cildin iyi nemlendirilmesi, daha fazla hareket etmek, sodyum tüketimini azaltmak ve uyarı işaretleri olduğunda doktora başvurmak gerçekten faydalı olabilir.
En önemlisi, çok şey vaat eden ancak kanıtı zayıf olan çözümlerden kaçınmaktır.
Düzenlilik, çoğu zaman hızlı bir “hileden” daha etkilidir.
Sık Sorulan Sorular
Ellerdeki kahverengi lekeler her zaman tehlikeli midir?
Hayır.
Bunların çoğu güneş lentigosu olabilir ve genellikle iyi huyludur.
Ancak bir leke hızla şekil, renk veya boyut değiştirirse ya da kanamaya veya belirgin kaşıntıya başlarsa mutlaka değerlendirilmelidir.
Tarçın bacaklardaki şişliği azaltabilir mi?
Tarçının tek başına bacaklardaki şişliği azalttığını gösteren güçlü kanıtlar bulunmamaktadır.
Tarçın bir içecekte veya yemekte kullanılabilir, ancak yürüyüşün, tuz tüketiminin azaltılmasının veya uyarı işaretleri olduğunda tıbbi değerlendirmenin yerini tutmaz.
Şişmiş bacaklar için ne zaman doktora başvurulmalı?
Şu durumlarda kısa sürede tıbbi değerlendirme alın:
Şişlik yalnızca bir bacakta ortaya çıkıyorsa;
Şişlik ağrılıysa;
Bacak sıcak hale geliyorsa;
Şişlik aniden ortaya çıkıyorsa;
Şişliğe nefes darlığı eşlik ediyorsa.
Tıbbi uyarı: Bu içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşır ve sağlık uzmanının değerlendirmesinin yerini tutmaz. Özellikle diyabet, kalp, böbrek veya karaciğer hastalığınız varsa ya da kan sulandırıcı ilaç kullanıyorsanız, yaşam tarzınızda değişiklik yapmadan, takviye kullanmadan veya ilaçlarınızı değiştirmeden önce doktorunuza danışın.

Nhận xét
Đăng nhận xét